top of page


Aynı Gökyüzüne Bakanların Güncesi
Sahne sanatları, sinema, edebiyat ve hayata dair kişisel izlenimler.
SON EKLENEN YAZILAR


HERKESİN GECESİ BAŞKA
Yılın son günü, takvimdeki o küçük eşik, insana tuhaf bir baskı da yüklüyor. Sanki gece yarısı yaklaşırken herkes aynı anda parlamalı, aynı anda neşelenmeli, aynı anda “yeni” bir hayatın kapısından girmeli. Işıklar yanacak, masalar taşacak, kahkahalar camlara vuracak, meydanlar dolacak. Bu görüntü, bir yandan güzel. Bir yandan da yorucu bir yanılgı. Çünkü gerçeğin tamamı böyle değil, hatta çoğu zaman hiç böyle değil. Yılbaşı, nedense “doğru yaşanması gereken” bir akşammış gi
Uğur Yelmez
20 saat önce3 dakikada okunur


İSTANBUL GENÇ BALE TOPLULUĞU’NDAN FINDIKKIRAN: SÜREYYA’DA BİR MASALIN HAFIZASI
Süreyya Operası’na o akşam girdiğimde gözüm yine önce ışığa takıldı. Dışarıdaki hız, rüzgâr, kalabalık ve günün telaşı kapının dışında kaldı. İçeride daha yumuşak, daha sakin bir ton vardı. Fuayeye adım atınca insanın üstündeki gün inceliyor sanki. Omuzlar düşüyor, bakışlar toparlanıyor. Süreyya’nın ölçülü şıklığını seviyorum. Ne gösterişe kaçıyor ne sıradanlaşıyor. Sanki “burada başka bir şeye bakacaksın” diyerek insanı usulca hazırlıyor. Merdivenlere yönelince ortam daha d
Uğur Yelmez
4 gün önce6 dakikada okunur


HYUNAM-DONG KİTABEVİ: YALNIZLIĞIN, AİDİYETİN VE SESSİZ İYİLEŞMENİN ROMANI
Bazı kitaplar yüksek sesle konuşmaz, seni tam tersine susturarak yakalar. Hyunam-Dong Kitabevi de böyle bir roman. Hwang Bo-Reum, okuruna büyük olaylar, keskin dönemeçler, dramatik patlamalar sunmuyor. Bunun yerine, kelimelerle değil, kelimelerin arasındaki boşluklarla ilerleyen sakin ama derin bir metin kuruyor. Sonuçta ortaya, modern çağın yalnızlığına ve aidiyet arayışına içten içe işleyen bir roman çıkıyor. Romanın merkezinde, hayatının tam bir eşik anında duran bir kadı
Uğur Yelmez
4 gün önce3 dakikada okunur


AVATAR: ATEŞ VE KÜL, GÖRSEL BİR ZİRVEDE DÖNÜP DOLAŞAN BİR HİKÂYE
Avatar: Ateş ve Kül’ü izlerken ilk his şu oluyor: Bu film sinema salonu için yapılmış. Evde izlemekle, karanlık salonda dev perdeye teslim olmak arasında ciddi bir fark var ve bu yapım o farkı sonuna kadar kullanıyor. Ben bunu özellikle World Cinezone’daki IMAX ölçüsünde daha net hissettim, çünkü kadrajın ölçeği ve sesin sahneyi çevreleme biçimi, Pandora’yı “izlenen” bir yer olmaktan çıkarıp “içinde durulan” bir şeye yaklaştırıyor. Pandora yine “mekân” olmaktan çıkıp nefes al
Uğur Yelmez
4 gün önce5 dakikada okunur
bottom of page